Cüzzam Hastalığı Tedavi Edilebiliyor
Tarih: 29.01.2010 Saat: 10:55
Konu: Sağlık


Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye de de her yıl Ocak ayının son haftasında Cüzzam Haftası düzenlendiğini söyleyen sağlık il Müdürü Dr. Mesut Turan, bu haftada; cüzzam hastalığının aşılabildiğini ve hastalıkla ilgili etkinlikler düzenlenerek topluma anlatıldığını kaydetti.

Ocak ayının son haftasında kutlanan cüzam haftası ile toplumda kötü bir imajı bulunan cüzam hastalığının toplum üzerindeki bu imajı silinmeye çalışılıyor. Cüzam Haftası dolayısıyla gazetemize açıklamada bulunan Sağlık İl Müdürü Dr. Mesut Turan, hastalıkla ilgili olarak detaylı bilgilere yer verdi. 

Turan, sözlerini şöyle sürdürdü; Ocak ayının son haftasında “Cüzzam Haftası” olarak kutlanıyor. Ayrıca Ocak ayının son pazar günü Dünya Sağlık Örgütü`nün önerisiyle "Dünya Cüzzam Günü" olarak anılmaktadır. Bu haftanın amacı, erken tanı ve tedavi edildiğinde hastalığın kesin olarak iyileştiğinin vurgulanması, böylece toplumun cüzzam ve cüzzamlıya karşı oluşan yanlış inançlardan ve bilgisizlikten kaynaklanan korkularını önlemektir. Hastalığın erken teşhis edilmesinin sağlanmasıyla, uygun bir şekilde tedavi ve izlemiyle hastalar topluma kazandırılacaktır. Aynı zamanda tüm sağlık çalışanlarının konuya duyarlılıklarını arttırmak amaçlanmaktadır. 

1876’da Norveçli bilim adamı Armauer Hansen tarafından keşfedilen ve halk arasında Cüzzam olarak bilinen Lepra hastalığına “Mycobacterium leprae” adında bir basil neden olmaktadır. Lepra en sık çevresel sinirleri ve deriyi, bazen de göz, kaslar, kemik ve testis gibi diğer organları tutabilen kronik bir enfeksiyon hastalığıdır. Neden olduğu sakatlıklar ve şekil bozukluklarından dolayı tarih boyunca en çok korkulan ve hastalığa yakalananların en çok toplumdan dışlandığı hastalıklardan birisi olmuştur. 

İnsanların çoğu Lepra hastalığına karşı doğal bir bağışıklığa sahiptir. Ancak az oranda insanda bu doğal bağışıklık mevcut değildir. Bu dirençsiz kişiler, eğer dışarıya lepra basili çıkaran tedavisiz bir hasta ile uzun süreli ve yakın temasta bulunursa hastalığa yakalanabilirler. Hastalığın bulaşıcılığı son derece düşüktür ve oldukça yavaş seyirli bir hastalıktır. Kötü hijyen ve kalabalık yaşam koşulları bulaşmayı kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle hastalık dünyada en sık geri kalmış toplumlarında görülmektedir. 

Lepra basilinin doğal taşıyıcısı insandır. Bulaşmanın en sık solunum yolu ile oluştuğu kabul edilmektedir. Basil özellikle zedelenmiş deri ve mukozalardan vücuda girebilir. Lepra hastalığına ait ilk belirtiler, basil vücuda girdikten 2-7 yıl gibi uzun bir süre sonra ortaya çıkmaktadır. Erken teşhis ve tedavi edildiğinde tam bir iyileşme sağlanmaktadır. 

Günümüzde hastalığın tedavisinde başlıca kullanılan ilaçlar dapson, rifampisin klofazimine’dir. Eğer cüzzamlı hastalara geç tanı konulursa ya da doğru tedavi edilmezlerse, hastalığın seyri sırasında çevresel sinir dokusunda oluşan yıkıma bağlı olarak özellikle el, ayak ve gözde bazı şekil bozuklukları ve sakatlıklar ortaya çıkabilir. Zamanında tanı konularak etkin tedavi gören hastalarda sakatlık olmaz.
Ülkemizde Lepra hastalığına karşı savaş ve hastalığın kontrol altına alınmasında, 1976 yılında İstanbul’da kurulan “Cüzzamla Savaş Derneği” ve ardından Ankara “Cüzzam Savaş ve Araştırma Derneği” önemli rol oynamıştır. Bu derneklerin, bu güne kadar Sağlık Bakanlığı’nın da desteği ile Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yürüttüğü çalışmalar, hastalığın kontrol altına alınması açısından çok önemli yarar sağlamıştır. Bugün ülkemizde tüm cüzamlı hastaların takip ve tedavisi Lepra Hastanelerinde ücretsiz olarak yapılmaktadır.
Ülkemizde kayıtlı Lepralı hasta sayısı kümülatif olarak 2350 civarındadır. Son yıllarda yapılan taramalarda yeni tespit edilen hasta sayısında azalma olduğu görülmektedir. Her yıl tespiti yapılan 10-15 yeni hasta hemen tedaviye alınmaktadır. Lepralı hastaların tedavileri Lepra Hastanelerinin bulunduğu İstanbul, Ankara ve Elazığ illerinde yapılmakta, takipleri de hastaların yaşadıkları illerdeki Sağlık Ocaklarında yürütülmektedir. Lepra hastalarının tüm tedavi giderleri Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanmaktadır.
Bilgisizliğin sürmesi nedeniyle günümüzde Cüzzam, hala korkulan ve insanları korkutmak-ürkütmek için kullanılan bir simge olmaya devam etmektedir. Bilinen eski ve sakat hastalar, hiç kimseye bir zararları olmadığı halde, damgalanmaktan(stigma) kurtulamamakta, çoğu kez anlayışsızlıkla karşılanıp dışlanabilmektedirler. Oysa Lepralı hastalar toplumumuzun insanlarıdır. Onlarla ilişkiyi kesmek ve onları toplumun dışına itmek yerine, ihtiyaçları olan anlayışı, yakınlığı, destek ve sevgiyi göstermek hem insanlık hem de önde gelen bir vatandaşlık görevidir.
Çağdaş bir dünyada, biz insanlar, gönüllü kuruluşlar ve devlet olarak el ele verip öncelikle, önlenebilir hastalıkların yok edilerek insanlarımızın daha sağlıklı bir yaşama kavuşmaları için çaba göstermeliyiz” dedi.

Kemal Arduç





Bu haberin geldigi yer: Erzincan 24 Haber
http://www.erzincan24.com

Bu haber icin adres:
http://www.erzincan24.com/modules.php?name=News&file=article&sid=6292